Bir şehre yerleştiysen
eğer ve uzun süre kalacaksan o şehirde, önce kendisiyle tanışmalısın. Çünkü
şehirlerin de karakterleri vardır. Duyguları, anıları, acıları, sevinçleri,
hüzünleri, gizleri, haykırdıkları, haykıramadıkları, düştükleri, kalktıkları,
birinin işgaline uğradıkları, savaştıkları, barıştıkları, özgürlüğü tattıkları…
Şehirler insanlara benzer. İçine kapanıktır kimi. Kendi halinde yaşar.
Sayılıdır geleni gideni. Yoktur pek hal hatır soranı. Kimininse bitmez
misafiri. Her sokağı ayrı kalabalıktır. Her sokağı ayrı bir hikaye barındırır.
Biri villalara çıkar, biri gecekondulara, biri eğlence mekanlarına, biri aç
boğazlara…
Şehirler insanlara
benzer. Kimi dünde yaşar. Gelişemez bir türlü. Ayak uyduramaz hızla büyüyen
yaşıtlarına. Anlam veremez yükselen rezidanslara. Ahşap ya da taştan evlere
alışmıştır gözü. Ya anılara âşıktır ya anılar bırakmaz peşini. Nüfusu azdır.
Terk edilmiştir çokça. Kimi ise yetişir zamanın akışına. Popüler olmak için
göze girmek gerekir inancıyla diğer şehirlerin gözlerine sokar gökdelenlerini.
İçi öyle kalabalıktır ki var olanın üstüne her gün biraz daha çoğalır. Tabi her
gelen tutunamaz böyle şehirlerde. Kiminin üzerine kabus gibi çöker gökdelenler.
Alır omzuna yükünü döner geçmişine geri.
Şehirler insanlara
benzer. Şehirlerin de karanlık yüzleri vardır. Bilirler, duyarlar ve görürler.
Sır saklarlar. Ya adları çıkarsa diye kimseye söylemezler. Ama bir duyulursa,
gazetelerin üçüncü sayfalarında olaya karışan insanlardan önce onların isimleri
geçer: “A şehrinde istismar!” İşte bu yüzden susar şehirler. Konuşmazlar.
Şehirler de insanlar gibi dolup taşarsa bir gün sele bırakırlar tüm sırlarını.
Yağmura saklanır gözyaşları, rüzgara karışır çığlıkları.
Şehirler insanlara
benzer. Onlar da değişirler. Evler boyanır. Arnavut taşları, asfaltın altına
saklanır. Yıllar sonra uğradığınızda şöyle bir geçerken, yabancı gelir her
yeri. O artık sizin bildiğiniz şehir değildir. Zamanında sık sık uğradığınız
kitabevi kapanmış yanına açılan devasa lokantanın deposu olmuştur. Oynayan
çocukları tebessümle izlediğiniz parkın yerini katlı bir otopark almıştır. Siz
zannedersiniz ki her şey bıraktığınız gibidir. Yıllar sonra denk geldiğiniz bir
tanıdığa benzemez mi o vakit şehirler? Siz ona küçükken oynadığınız dokuztaşı
hatırlatırsınız o size işyerindeki entrikalardan bahseder.
Şehirler insanlara
benzer. Kimi zengindir doğuştan. Damarlarından petrol akar. Kimi yoksuldur.
Kurak dağlarından pınarlar bile akmaz. Kimi varlığını kullanmayı bilmez. Bilmez
ağaçlarından toplanan kahve çekirdeklerinin zenginin boğazından nasıl geçtiğini.
Bu çekirdeği nasıl yiyorlar diye anlam veremez. Bilse zengin şehrin
insanlarının kahve çekirdeğinden yapılan çikolata olmadığında nasıl krizlere
girdiğini yine de anlam veremezdi. Çünkü o hiç yokluktan krize giren insanlar
görmemişti. Onun içinde barınan insanlar genelde yoksulluktan ölürlerdi.
Şehirler insanlara
benzer. Onlar da hiç beklemediği bir anda hayatın sillesini yiyebilirler. Her
şey harika giderken; en güzel arabalar ilerlerken pahalı mağazaların dizili
olduğu caddelerden; sokaklarında festival havaları; yemyeşilken bahçeleri,
parkları; bitmezken her gece tiyatroları, sinemaları… Bir anda öyle bir şey
olur ki şehirde; sele kapılır tüm gelecek hayalleri, koca bir enkazın altında
kalır görkemleri. Bir insan kaza geçirir misal, bir şehirde deprem olur. Bir
insan sevdiğini kaybeder misal, bir şehir selde boğulur.
Şehirler insanlara
benzer. Onlar da doğarlar ve ölürler. Biri bir sınır çizer ve toprağa yerleşir.
Zamanla çoğalır haneler. Zamanla çoğalır şehri şehir yapan nedenler. Büyüyünce
sen artık şehir olabilirsin derler. Şehirler büyümenin pek de güzel bir şey olmadığını
bilmezler. Onlar da insanlar gibi zamanla öğrenirler. Büyüdükçe içindeki
sorunların da büyüyeceğini yaş aldıkça fark ederler. Büyüdükçe ona sahip olmak
isteyenlerin artacağını tecrübeyle öğrenirler. Eğer yoksa savaşacak güçleri
yenilirler, başlarını eğerler ve zamanla ölürler. İçlerindeki her çocuk için
biraz daha can çekişir ve her çocuk öldüğünde biraz daha yiterler. Tıpkı
içindeki çocuğun elini bırakan bir insan gibi, zamanın birinde kaybolur
giderler.
Mart 2019 / Muğla
https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/07/10-sayi-indir-29.pdf
