![]() |
| İstanbul/17' |
Sen başını kaldırınca bir tanesi havalandı gördün mü? Bu senin içindi. Sana şimdi bildiği en güzel dans gösterisini yapacak. Önce yavaş yavaş havalanacak, sonra usul usul dönecek gökyüzünde. Yapma ne olur! İndirme başını. Büyük bir hızla yere çakılacak yoksa. Bu sefer çok ağır olur için. İnan bana havalanamaz bir daha. Zor görürsün böylesi bir güzelliği ömründe. Kime laf anlatıyorum sanki. Çok da umurunda. Öldürdün onu.
Kendine o kalın tuğlalarla ördüğün duvarların… Farkında mısın bilmiyorum ama yok gibisin. Yaa! O duvarlar kuş leşlerinden korunmak için mi? Doğru, unutmuşum öyle bir ihtimal de var değil mi? İnsan görmediğinden korkarmış ya hani. Ben bir gör derim kuş leşlerini. İçin acır da, belki insafa gelirsin. Tabi ya kuşlar. Bak şu havalanan da benim içindi. Ama bu sefer eminim yere çakılacağına ve tam da senin çatına.
Sana son bir şans vermiştim onların muazzam danslarını izlemen için. Belki ölene dek gökyüzünde kalırlardı, ebabil kuşları gibi. Sen bilmezsin ki ebabil kuşlarını. Benimki de laf. Başını pencerenden dışarı çıkarıp da baktığın mı var. Benim için ördüğün duvarlarsa boşuna, bilmiş ol. Sen ne kadar öldürsen de kuşları, ben aşıp duvarlarını, onlarla beraber uçacağım. Kararlıyım.
“Bak gör!”
“Bir şey mi dedin?”
Ekim-14' /Bolu

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder