Sayfalar

29 Aralık 2023 Cuma

HER SABAH

 


Telefonun alarmı çalıyordu. Gözünü açmadan eliyle komidinin üstünü şöyle bir yokladıktan sonra sonunda telefonu bulup tuşuna basabildi. Alarm görevini yerine getirmişti ancak o gözünü açamamıştı bile. Beyni devamlı kalkması gerektiğini tekrarlasa da bedeni sanki yatağa yapışmış gibi ona direniyordu. Sonunda ikisinin arasını yapmaya karar verip kendisine on dakika daha yatakta oyalanma hakkı tanıdı. Bu on dakikayı çok iyi değerlendirmeli, iyice uyumalıydı. O yüzden vücuduna en rahat şeklini vermeye gayret etti.

Biraz sonra tülün hafif hafif dalgalandığını fark etti. Üşüdüğünü hissetti. Halbuki her gece mutlaka camı kontrol edip öyle yatardı. Tuhaftır ki gerçekten de camı kapatmamıştı. Bir an eve biri mi girdi diye tereddüt etti. Fakat para eden her şeyi meydanda öylece duruyordu. Tekrar pencereye yaklaşıp camı iyice açtı. Dışarda muhteşem bir koku vardı. Soğuk, hafif nemli, biraz toprak, biraz çimen… Hava ise yavaş yavaş aydınlanmak üzereydi. Sokak lambaları daha kapanmamış, muhtemelen dakikaları sayıyorlardı. Gökyüzü mor, mavi, kırmızı, sarı renklerin bir araya girmiş haliydi. Büyüleyiciydi. Neden dışarı çıkıp biraz yürüyüş yapmıyorum ki diye düşündü. 

Hemen hızlıca hazırlanıp dışarı attı kendini. Uzun zamandır bunu yapmadığını fark etti. Biraz kendine kızdı biraz ana odaklanıp zevk almaya çalıştı. Gün daha yeni aydınlanıyordu ama ortalık kalabalıktı. Büyükler işlerine, çocuklar okullarına gidiyorlardı. Sahi ya benim okulum yok mu ne yapıyorum ben böyle eşofmanlarla dışarda, diye düşündü. Sonra, ne okulu canım bir işim olmalı gelmişim kaç yaşına, diye düzeltti kendini. Ama görünen o ki ne bir işi vardı ne de okulu. Bir an kendisini kocaman bir boşlukta gibi hissetti. Yolun kenarında öylece kalakaldı. Saati kurduğuma göre bir yere gidiyor olmalıyım. Bir işim uğraşım olmalı, dedi kendi kendine. Kafası iyice karışmıştı ki usul usul yüzüne damlaların düştüğünü fark etti ve uzun zamandır yağmurda yürümediğini de. Kalabalığın içine bıraktı adımlarını. Az önce soğuktan korunmak için taktığı şapkasını şimdi yağmurda ıslanmak için çıkarmıştı. Kalabalık nereye doğru akıyorsa oraya doğru aktı o da.

Bir lisenin kapısında buldu kendisini. Bir o kadar tanıdık bir o kadar uzaktı bu demirden yapılmış heybetli kapı. Tam okulun adını okuyacaktı ki ani bir fren sesiyle irkildi. Yolda hızla ilerleyen siyah bir araba yağmurda kayarak üzerine doğru geliyordu. Ancak hemen onun önünde yüzü kendisine dönük ve kulaklığı takılı bir liseli telefonuna bakarak okula doğru geliyordu. Kendisini bu gencin üzerine nasıl attığını anlayamadı bile. Birlikte yere yuvarlandılar. Her şey bir anda oldu. Şimdi genç de kendisi de yerdeydi. Araba okulun duvarına çarparak durabilmişti. Neyse ki herkes iyiydi. Sadece gencin burnundan biraz kan geliyordu. Hemen ayaklandı, gencin elinden tutarak onu da kaldırdı. İyi olup olmadığını sordu. Genç bir yandan burnundan akan kanı koluna silmeye çalışıyor, olayın şokundan cevap bile veremiyordu. Sadece sarılabildi, sanki bir güç bir destek ararcasına. O da bu sarılmaya karşılık verdi. Uzun zamandır kendisini hiç bu kadar iyi, bu kadar işe yarar hissetmemişti belki de. Sanki epeydir görmediği bir dostuyla hasret giderir gibiydi. Sonra ayrıldılar ve son kez baktılar birbirlerine. Genci okula uğurladıktan sonra kendisi de eve dönmeye karar verdi. Yeterince heyecanlı bir sabah olmuştu, daha fazla güvenli alanından uzak kalmasa iyi olacaktı.

Apartmanın merdivenlerini lise yıllarındaki gibi ikişer ikişer çıkarken bir anda aklına bir şey gelmiş gibi duraksadı. Ağır ağır tırmanmaya başladı bu sefer. Biraz önce kurtardığı gencin gözleri geldi gözünün önüne, ne kadar da tanıdıktı. Evin kapısını açar açmaz portmantonun aynasında kendisiyle göz göze geldi bu sefer. Donup kaldı ve sonra orada olduğuna emin olduğu bir şeye kaydı gözleri, köşedeki tekerlekli sandalyeye.

Gözlerini araladığında gün çoktan aymıştı. Saate baktı alarmı kurduğu vakti çoktan geçmişti, her sabah olduğu gibi. Elini burnuna götürdü, kanıyordu. Kanayan burnunu yavaşça koluna sildi.

 

 30 Aralık 2023 / Muğla

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HER SABAH

  Telefonun alarmı çalıyordu. Gözünü açmadan eliyle komidinin üstünü şöyle bir yokladıktan sonra sonunda telefonu bulup tuşuna basabildi. ...