Yeniyetmelik… Diğer adıyla ilk gençlik… Hatta günümüzde
ergenlik… Bir önceki incelemede Tolstoy’un Çocukluk, Yeniyetmelik ve Gençlik
üçlemesinin ilki olan Çocukluk ’tan bahsetmiş, üçlemenin nasıl kaleme
alındığından ve Tolstoy’un edebiyat dünyasında tanınmasında bu üçlemenin
etkisinden söz etmiştik. Yazının devamını okumadan önce Çocukluk kitabından
bahsettiğimiz yazıya bir göz atmanızı tavsiye ederim.
Çocukluk dönemini atlattığımıza göre sırada insan yaşamının en fırtınalı çağı
olan ilk gençlik var. Ana karakterimiz Nikolenka artık çocukluğun keşfetme
sürecinden biraz daha sıyrılmış ve ilk gençliğin derin sularına kendini
bırakmıştır. İlk kitapta karşılaştığımız tüm o betimlemelerin, gözlemlerin
yerini bu kitapta daha çok iç tahliller almaya başlamıştır. İnsanların
karakterlerini, neler düşündüklerini ve nasıl hissettiklerini sorgulayan bir
Nikolenka vardır artık karşımızda. Sadece çevresindeki insanların iç
dünyalarını değil kendi iç alemini de tanımaya başlar. Nelerden nefret
ettiğinin, nelerden hoşlandığının çizgileri yavaş yavaş netleşmeye başlamıştır.
Karşı cinse olan ilgisi, dinle ilgili sorgulamaları, doğru-yanlış ayrımıgibi
hesapların peşindedir artık.
Kitap, Nikolenka annesini toprağa verdikten sonra daha da olgunlaşmış bir birey
olarak tekrar Moskava’ya döndüğü yolculukla başlar. Bu sefer yollara düşenler
sadece ailenin erkekleri değildir. Evin tüm bireyleri tüm eşyalarını toplayıp
yola koyulmuşlardır. Büyüdüğü çiftliği, annesini, aslında çocukluğunu geri
bırakmıştır Nikolenka ve Tolstoy bu yolculukla aslında bize bir çağın kapanıp
yeni bir çağın başladığının haberini vermektedir.
Yeni gelen öğretmenle
Nikolenka ne kadar anlaşamıyorsa abisi Volodya’nın da arası o kadar iyidir.
Çünkü Volodya artık olgunlaşmış ve üniversiteye girmek için çalışma
sorumluluğunu çoktan yüklenmiştir. Nikolenka ise giderek efendi bir üslup
takınan abisinden büyük bir kıskançlıkla uzaklaşmaya başlar. Hele de Volodya
üniversiteyi kazanıp eve artık üniforma ve okuldan arkadaşlarıyla gelmeye
başlayınca bu kıskançlık zirveye ulaşır.Volodya’nın hayatında artık oyun
yoktur. Arkadaşlarıyla ettiği ciddi sohbetler, katıldığı etkinlikler ve kızlar
vardır. Nikolenka’nın da hayatında artık oyun yoktur. Oyun oynamak hem ona
eskisi kadar zevk vermemektedir hem de istese de etrafında onunla oynayacak
kimse kalmamıştır zaten. Volodya’dan artık ümit yoktur, kızlarla da arasında
anlam veremediği bir duvar örülmüştür. Çünkü artık kızların da erkeklerin de
kendilerine göre sırları vardır. Yine de istemsizce onları gözlemler ve
davranışlarına anlamlar yüklemeye çabalar.
Abisinin giderek
kendi çevresini oluşturması, kızların ondan uzaklaşması, babasının hoşlanmadığı
tavırları, yeni öğretmenin sert kuralları derken Nikolenka giderek yalnızlaşır.
Dönem dönem çevresine karşı hırçınlaşır dönem dönem derin içe dönüşler yaşar.
Tüm olayların ve karakterlerin ışığında bu kitap çokça bu içe dönüşlere yer
verir. Nikolenka’nın artık neler yaşadığından ziyade aklından geçenlere
tanıklık ederiz. Soyut şeyleri düşünmeye karşı olan ilgisinin giderek
arttığını, felsefi konulara sık sık kafa yorduğunu hatta kendi deyimiyle
düşünmeyi değil de düşünmeyi düşünmeye başladığını biz de fark ederiz.
Bir gün mutluluğun ancak acıyı çok şiddetli yaşadıktan sonra
geleceği inancıyla kendine zarar veren Nikolenka, başka bir gün her an
ölebilirim endişesiyle yaşadığı her dakikadan zevk almak uğruna tüm
sorumluluklarını bırakarak keyifli vakit geçiren bir insan olmuştur. Adeta bir
çöle benzettiği bu ilk gençlik çağının tutarsızlıklarından bir an önce kurtulup
gençliğe, mutlu ve umutlu günlere kavuşmanın hayallerini kurar. Kitabın
sonlarına yaklaştıkça bu günlerin yaklaştığını da anlarız. Nikolenka biraz daha
olgunlaşmış ve üniversiteye girebilmek için nefret ettiği öğretmeniyle bile iyi
anlaşmaya başlamıştır. Abisiyle olmasa da abisinin eve gelen dostlarından
biriyle dost olmayı başarmıştır. Öyle ki bu arkadaş iç dünyasında sakladığı
düşüncelerini dışa yansıtması adına ona yardımcı olmuştur. Kendi gibi düşünen
insanların da var olduğunu hissetmiştir ve farklı fikirlerle de tanışmaya
başlamıştır. Nikolenka, Gençlik kitabında adını sık duyacağımı tahmin ettiğim
bu arkadaşın -Dimitri’nin- ilkelerini benimsemeye başlamıştır bile.
Yeniyetmelik kitabı aslında okura
tüm insanlığın bu yaşlarda yaşadığı duyguların, düşüncelerin arada ne kadar
zaman, ne kadar mesafe olursa olsun çok benzer olduğunu hissettiriyor. Okurken
çokça kendinizi buluyor, çokça ben bu hissi tanıyorum diyorsunuz. Çocukluk çok
daha geçmişte kaldığından belki bilmiyorum ancak bu kitap bu duyguları bana
Çocukluk kitabından daha fazla hissettirdi. İlk gençliğini yaşayan her bireyin
mutlaka bir sayfa arasında kendisine rastlayacağına inanıyorum ve Çocukluk
eserini okumadan İlk Gençlik eserini okuma gibi bir hataya düşmemeniz adına
sizleri uyarıyorum. Çocukluktan gençliğe uzanan bu zorlu köprü umarım bizleri
Nikolenka’nın beklediği mutlu ve umut dolu bir gençlik serüvenine götürür.
21 Mayıs 2020 / Muğla
https://www.yazi-yorum.net/2020/05/17/tolstoy-yeniyetmelik-sevde-gul-kocalar/

.jpg)