“Ah çocukluğum benim, o
lekesiz yıllar! Bu odada uyur, buradan bahçeye bakardım, her sabah mutluluk da
uyanırdı benimle. Bu bahçe o zamanlar da böyleydi tıpkı, hiçbir şey değişmemiş.
Beyaz, tüm beyaz! Ah, bahçem benim! Üzücü karanlık güzden, soğuk kıştan sonra
gençsin yine, mutlulukla dolusun! Göğün melekleri bırakıp gitmediler seni… Ah
göğsümün üzerinden, omuzlarımdan şu ağır taşı kaldırabilsem, geçmişi
unutabilsem!” (1) diye iç çeker Lubov Andreyevna. Çünkü doğup büyüdüğü bu
çiftlik, ağaçlarının arasında koşturduğu Vişne Bahçesi ellerinden yitip
gitmektedir. Bir seyahat mi yoksa ülkesinde yaşanan çalkantılı dönemden kaçış
mı bilinmez yıllardır kızı Anya ile birlikte Avrupa’dadır. Yıllar sonra bir
Mayıs günü, Vişne Bahçesini beyaz çiçeklerin kapladığı en görkemli zamanlarında
memleketine dönmüştür.
Vişne Bahçesi her şeyden
habersiz hazırlanırken yaza, Çarlık Rusya’da derin değişiklikler
gerçekleşmektedir. Çehov da bu eserinde ağırlıklı olarak dönemin sosyal ve
ekonomik problemlerine değinir aslında. Aristokrat bir ailenin yaşanan
olaylardan nasıl etkilendiğine, yaşanan büyük çöküşü görmezden gelme
gayretlerine dem vurur. Çehov, eseri 1903 yılında kaleme almış ve döneminde
gerçekleşen özellikle ekonomik değişimleri bir “Vişne Bahçesi” imgesiyle
betimlemiştir. Vişne Bahçesi, yazarın oyun türünde verdiği son eserdir.
Başlarda yazdığı oyunların başarısız sergilenmesinden dolayı dilediği hazzı
elde edemeyen Çehov, bir süre oyun yazmaya küser. Ancak “Martı”nın ikinci
sahnelenmesinin ardından oyun türünde de adını duyurur ve tiyatro zaafına yenik
düşerek -iyi ki- diğer oyun eserlerini de yazmaya koyulur. Vişne Bahçesi de bu
gelen aşkla yazdığı oyunlarından sonuncusu olmuştur.(2) Sonuncusu ancak
merkezine aldığı konu nedeniyle halkın en çok dikkatini çeken oyunlarından biri
haline gelmiştir. Dönemi ne kadar tarih kitaplarından algılamaya çalışsak da
yaşananların bir ailenin yaşantısına nasıl yansıdığını, yani aslında olayın en
temelini apaçık sergilemektedir Çehov. Tek tek karakterleriyle vurgulamaktadır.
4 perdelik eserin ilk perdesi Lubov Andreyevna’nın Avrupa’dan çiftliğe
dönmesiyle başlar. L. Andreyevna, Aristokrat kimliğini en çok üstlenen
karakterdir sahnede. Öyle ki cebinde kalan son parayla idare etmek yerine asla
lüksünden ödün vermeyen, hatta gerekirse isteyene borç bile verebilen bir
zengin gibi hissetmekte ve yaşamaktadır. Avrupa’da onunla birlikte olan kızı
Anya ve çitlikte kalan evlatlık kızı Varya annelerinin bu para tutamazlığını
farkındadırlar ancak ona söz geçiremezler. Burada da aslında gençlerin
yaşlılara göre olaylara daha gerçekçi yaklaştıklarını ancak yaşlıların durumu
kabullenmekten kaçtıklarını gözlemlememiz mümkündür.
L. Andreyevna, evine
döndüğünde birçok kişi çitliğin geniş bir odasında onu ve kızını görmek için
toplanır. Haliyle karakterlerin çoğunu birinci perdede tanımış oluyoruz. Gayev,
L. Andreyevna’nın ağabeyi. Oldukça yaşlı ve çiftlikte yaşıyor. Her ne kadar çiftliğe
L. Andreyevna kadar bağlı olsa da yaşanan çalkantılı durumu göremeyecek kadar
hayalperest değil. Bu yaşlılığında onu asla yalnız bırakmayan ve uzun zamandır
onu kollayan yaşlı uşağı Firs var bir de. Firs yıllardır bu ailenin köleliğini
yapmasına rağmen değişen toplumsal sınıfları pek de önemsemeyen, efendilerine
hala sadık bir uşak. Yaşa ise Firs’in aksine aristokrat sınıfın çöküşünü
farkında, bu yüzden de efendilerine saygı konusunu pek de önemsemeyen çitliğin
genç uşağı. L. Andreyevna ile Avrupa’da uzun zaman geçiren Yaşa, yeniden oraya
dönüp rahata kavuşmanın derdinde. Anne-kızı karşılamaya gelen Trofimov ise L.
Andreyevna’nın 7 yaşında boğulan oğlu Grişa’nın genç öğretmeni. Genç ancak
düşünmekten, yaşananlara kafa yormaktan yaşından çok daha yaşlı gösteren oyunun
belki de en hassas karakteri. Aynı zamanda evin genç kızı Anya ile aralarında
duygusal bir bağ var.
Oyunda köylü olan, ancak
giderek zenginleşen sınıfı temsil eden Lopahin de önemli bir yere sahip.
Lopahin’in babası zamanında L. Andreyevna’nın büyüklerinin köleliğini
yapmıştır. Ancak ülkede işler değişmiş ve parayı iyi kullanmayı bilen Lopahin
karşısına çıkan fırsatları değerlendirerek zengin bir tüccar haline gelmiştir.
Yine de bu kölelik meselesini sık sık gündeme getirerek “gün olur devran döner”
göndermeleri yapar L. Andreyevna’ya. Ancak size sadığım mesajını vermeyi de
ihmal etmez. Oyunun asıl meselesi de Lopahin’in konuyu açmasıyla oturur
gündeme. Lopahin L. Andreyevna’ya daha geldiği ilk gün Vişne Bahçesi’nin açık
arttırma ile satılacağını haber verir. Ancak Lopahin’e göre bunu önlemenin bir
yolu vardır. Eğer vişne ağaçları kesilir ve oralara yazlıklar yapılırsa
yazlıklardan gelen kira ile borçlar kapatılabilir. L. Andreyevna ve ağabeyi
Gayev teklifi şaşkınlıkla dinlerler. Çünkü Vişne Bahçesi yörenin en önemli
simgelerinden biridir. Öyle ki ismi ansiklopedilerde bile geçmektedir. Bu çıkış
yolunu yok sayarak para mevzusu her açıldığında yaptıkları gibi konuyu
değiştirirler. Lopahin söze sürekli girerek durumun ciddiyetini hatırlatsa da
konu sürekli yok sayılmakta, laf bambaşka yerlere gelmektedir.
2. perde Vişne Bahçesinin
yakınlarındaki bir kırsal alana açılır. Perde evin hizmetlisi Dunyaşa, genç
uşak Yaşa ve mürebbiye Yepihodov’un sohbetleriyle başlar. Ardından sahnede
Lopahin, Gayev ve L. Andreyevna belirir. Lopahin’in gündeminde hala Vişne Bahçesinin
yerine yazlıklar yaptırma fikri vardır. Gayev ve L. Andreyevna ise açılan bu
konuya karşılık kah gittikleri lüks bir restoranın pis masa örtülerinden
bahsederler kah eve gidip bir parti bilardo oynamaktan. Ara ara işin
ciddiyetini akıllarından atamadıkları vakit Gayev huysuz fakat zengin
ninelerinden borç alabileceklerini söyler L. Andreyevna’ya. Öyle ya yıllardır
borçları borçla kapattıkları gibi bu sorunu da borçla halledebilirler.
Genç öğretmen Trofimov ve
L. Andreyevna’nın kızları da sahneye geldikten sonra Lopahin ve genç öğretmen
arasında sert bir çekişme yaşanır. Bu kısma değinmek gerekir; çünkü Trofimov
uzun bir tiratla bu perdede hatta oyunda derin bir iz bırakır.
Özetlemek gerekirse
soyluların bilimden, romanlardan, kültürden bahsettiklerini ancak sorsanız
çoğunun göstermelik olduğunu, birçoğunun eline kitap dahi almadıklarını;
kibarlıktan dem vurduklarını ancak hizmetlilerine kaba davrandıklarından söz
eder. İşçiye emeğinin karşılığını vermeyen bu sınıftan isim vermeden
bahsederken ironik olan şudur ki L. Andreyevna ve diğer soylular anlatılanları
hiç de üstlerine alınmazlar. Perdenin sonuna doğru herkes çiftliğe dönerken
gerçekleri farkında olan Anya ve Trofimov baş başa kalırlar. Trofimov, Anya ‘ya
Vişne Bahçesindeki her daldan her yapraktan insan sesleri işittiğini söyler. Bu
bahçenin kurulduğundan bu yana emek veren her bir işçinin haklarından bahseder
Anya’ya. Başka insanların sırtından yaşamayı bırakmasını, bugünü gerçek
manasıyla yaşamak istiyorsa kefaretini ödemesi gerektiğini söyler. Ancak
yıllardır süregelen bir yaşayış biçimine sırtını dönmek hiç de kolay değildir.
3. perde çiftliğin davet
salonuna açılır. Tüm borca harca rağmen olan biteni yok sayma konusunda
ustalaşmış L. Andreyevna; davetler vermeye, konuklarını ağırlamaya devam
etmektedir. Evin yaşlı uşağı Firs ise gelenlerin artık soylulardan ziyade
giderek zenginleşen işçi sınıfı olmasından yakınır, onların bile gönülsüz
geldiklerini söyler. L. Andreyevna ne kadar keyfi yerinde gibi görünmeye
çalışsa da aklı kentten gelecek haberdedir. Gayev Vişne bahçesinin açık
arttırmaya çıkmasını engellemek amacıyla ninesinden aldığı borçla kente
gitmiştir. Davet sürerken Lopahin ve Gayev kapıda görünürler. Acı haberi L.
Andreyevna’ya Lopahin verir. Vişne Bahçesi açık arttırma ile satılmıştır. Ancak
Lopahin’in bir haberi daha vardır; Vişne Bahçesini kendisi satın almıştır. Yıllar
önce dedelerinin köle olarak çalıştığı bu bahçenin sahibi artık Lopahin’dir.
Önceki perde de Tromifov’un Anya’ya sözünü ettiği kefaret işte tam anlamıyla
budur.
Son perdede oyunun ilk
açıldığı dekor çıkar karşımıza. Ancak tablolar indirilmiş, eşyalar kolilere ve
bavullara yerleştirilmiştir. Lopahin evin yeni sahibi olarak bir yandan
kadehini yudumlamakta bir yandan toparlananları izlemektedir. Ara ara saatine
bakarak L. Andreyevna ve ailesine trenin kalkış saatini hatırlatarak acele
etmelerini söyler. Kendisi de kışı geçirmek üzere aynı trenle başka bir şehre
gidecektir. Bu esnada köylülerden vedalaşmaya gelenler olur. L. Andreyevna ise
her zaman olduğu gibi gelen köylüleri boş çevirmez ve bir miktar para verir. Ne
kadar borca batsa da doğup büyüdüğü topraklardan ayrılırken bile halkın onu
varlıklı olarak hatırlamasını istemesi çarpar bu sahnede gözümüze.
Herkesin bir yerlere
dağılacağını geçen diyaloglardan çıkarırız. L. Andreyevna ve kızı Anya
ninesinin yolladığı parayla Avrupa’ya dönmeye karar vermişlerdir. Varya
çalışmak üzere bir başka çiftlikle anlaşmıştır. Gayev vatanını terk edemez ve
kentte kendine bir iş bulur. Tromifov ise üniversite için Moskova’ya doğru yola
çıkacaktır. Tüm bu konuşmalar sırasında Vişne Bahçesinden balta sesleri
gelmektedir. Anya, Lopahin’e gidip evden ayrılana kadar kesimi durdurmasını
rica eder. Nitekim L. Andreyevna seslere dayanamamaktadır. Herkes toplanıp
evden çıktıktan sonra sahnede sadece L. Andreyevna ve Gayev kalır. İki kardeş
birbirlerine sarılıp ağlarlar.
Çocukluklarını, anne ve
babalarıyla olan acı-tatlı tüm anılarını bırakırlar çiftlikte. Anya seslenince
onlar da çıkarlar evden. Kapıların kilit sesleri işitilir ve ardından yavaşça
yaklaşan ayak sesleri: kapıda yaşlı ve hasta Firs belirir. Herkes onun hastalığı
nedeniyle Yaşa tarafından hastaneye yatırıldığını zannetmektedir. Firs herkesin
gittiğini anlar ve halsizce divana uzanır. Gayev çıkarken paltosunu giydi mi
acaba diye seslice düşünür ve ekler: “Kimsem kalmadı. Yaşam geçip gitti, hiç
yaşamamışım gibi.” Başkaları için yaşanan bir hayat elbette hiç yaşanmamış gibi
bitmiştir. Uzaktan, Vişne Bahçesinden balta sesleri duyulur.
Oyun her ne kadar acıklı
bitse de aslında Çehov’un bunu komedi türünde yazdığını öğrenince şaşırmamak
imkansız. Çünkü oyun sahnelenirken türü genelde dram olarak yayımlanmış.
İnsanlar tarafından Rusya’nın içinde bulunduğu ağır dramı sergilediği düşünülmüş.
Ancak Çehov’un aslında bu kadar da derin bir kaygısı olmamış bu oyunu yazarken.
Amacı tamamen Aristokrat sınıfın içinde bulundukları olumsuz şartlara rağmen,
umursamaz ve gülünç hallerini yansıtmakmış.(3) Her nedense gülmekten çok
hallerine acıdığımızdan bazı gerçeklere de kapanıyor gözümüz. Lopahin her ne
kadar olumsuz bir karakter gibi görünse de aslında L. Andreyevna için gerçekten
üzüldüğünü ve çabaladığını göz ardı etmek imkansız mesela; ama okur olarak onu
çiftliğe el koyan kötü adam olarak görmeye hazırız. Tromifov için de benzer bir
konu söz konusu; oyunun aklı diyebiliriz onun için ancak ne yapmış bu akılla
desek elimizde koca bir hiç kalıyor. Avare gezen ve sadece fikir adamı olarak
kalabilmiş bir genç. Vişne Bahçesini anlamak için dönemin sosyal ve ekonomik
yapısına ciddi bir hakimiyet gerekiyor. O dönemde yaşayan kesimin oyunu tam
anlamıyla idrak edemeyerek onu dram olarak sahnelemesinde belki de dönemin
buhranlı atmosferi etkiliydi. Gerçek sanatçıyı ise sanatçı yapan o atmosferde
bile yaşananlara farklı bir açıdan bakabilmektir.
14 Temmuz 2019 / Muğla
https://www.yazi-yorum.net/wp-content/uploads/2020/07/14-sayi-indir-36.pdf

